.: Pencere Tencere :.

DüşünüYORUM YazıYORUM

Batan geminin malları bunlar

Yazan: penceretencere 10 Ağustos 2008

              Bildiğiniz üzere AB’nin isteği ile çıkarıldığı  dönemin hükümeti tarafından 4916 Sayılı Yasa ile  yabancıların mülk edinmesine dair kanunun yürütülmesi ilgili mahkemeler tarafından durdurulmuştu geçtiğimiz günlerde meclis yasayı tekrar  ele alarak yasalaşmasını sağlamış ve yürürlüğe sokmak için köşk’ün onayına sunmuştur ve köşk bu yasayı onaylamış resmi gazete yayınlanarak yeniden yürürlüğe konulmuştur. Şimdi biraz geriye ta milli mücadele ve sonrasına gidelim.

             Milli mücadele bitmiş ülkenin yapılanması ve kalkınması sürecine girilmiş Mustafa Kemal halkının morelini yaşam koşullarını kısacaası toprakları uğruna savaş veren bir milletin evladı olan vatandaşlarını yakından takip ediyor  Anadolu’yu gezerek ddurumlarını bizzat yerinde inceliyordu.Sizde bilirsiniz  ATATÜRK böyle gezilerde halkı ile  konuşmaktan büyük mutluluk duyardı.Atamızın böyle bir anekdot’unu aktarmaya çalışacağım :

           Milli mücadele yapılırken halkın tamamı bir çok cephede çarpışırken o dönemde askere alınmayan ve mücadeleye katılmayan gayri müslimler her geçen gün zenginleşmiş koca koca binalara , köşklere sahip olmuşlardır.

Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş :

- Bu köşk kimin ?
- Kirkor’un…
- Ya şu koca bina ?
- Yorgo’nun
- Ya şu ?
- Salomon’un…

Atatürk sinirlenerek sormuş :

- Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz ? Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur :

- Biz mi nerede idik ? Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlarda Arnavutluk dağlarında, Kafkaslarda, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam…

Atatürk bu hatırasını naklederken :

- Hyatımda cevap veremediğim yegane insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.

Kaynak : Atatürk’ün nükteleri-fıkraları-hatıraları, sh 18

Gelelim günümüze  ;

              İlgili yasalar ile yabancıların mal mülk  edinmesinin önü açıldıktan sonra ülkemiz toprakları karış karış satın alınmaya başlamıştır. Arazileri satın alınmış illerimiz ağırlıklı olarak Fırat ve Dicle havzalarını kapsıyor. Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak bunlara ek olarak Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, , Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Düzce, Edirne, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Sakarya, Samsun, Sinop, Tekirdağ, Trabzon, Tunceli, Yalova ve Yozgat. Tapu ve Kadastro’da kayıtlı gerçek arazi ve emlak alımında bulunanlar şunlar:
 
Yunanlılar: 14 bin 449 kişiye 4615 dekar,
Almanlar: 11 bin 985 kişiye 6 bin 700 dekar,
İngilizler: 5577 kişiye 2 bin 805 dekar,
Suriyeliler: 12 bin 481 kişiye 253 bin 440 dekar,
Fransızlar: 16 bin 451 kişiye 473 bin dekar,
Avusturyalılar: 9 bin 761 kişiye 9 bin 600 dekar,
Hollandalılar: 7 bin 90 kişiye 6 bin 870 dekar,
ABD’liler: 31 bin 267 kişiye 74 bin 523 dekar,
İsrailliler: 38 bin 405 kişiye 114 bin 780 dekar..

            İngilizler Didim’de 4000, Fethiye’de 3000 , Almanlar Alanya’da 7000 tane ev almışlar. Mülkiyetini kontrolleri altına aldığı bölgede insanlara yüksek paralar karşılığı kağıtlar imzalattırırarak para dağtııkları bu paralar ile asıl mülk sahiplerini işçi statüsüne indirgedikleri iddia edilmektedir.

          27 Mayıs 2004 tarihi itibarıyla yabancıların eline geçen toplam arazi 323.737.215 metrekaredir.

          Tabii bunlar yabancıya satış olarak yansımıyor. Bu tür satışlar Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgesi ve civarı G.A.P bölgesi olarak anılan bölgelerde başlayıp ülkenin bütün sathına yayıldığı görülmeye başlamıştır.Sadece 500.000 dönüm olduğu tahmin edilen arazinin tamamı İsrailliere ait.

          1948 yılından önce Filistin topraklarını satın alarak devlet olduklarını ilan eden ve devamında Filistin’in diğer kısımlarınıda  işgal etme yoluyla Ortadoğu’da politikaların merkezi haline gelen bu ülke ile beraber Sevr ile işgal ve istila edemekleri Anadolu’ya bu yöntem ile satın alma gayretlerini hızlandırmış olan işgal devleti olma heveslisi olan diğer devletlere bir bakın 1. Dünya savaşı ve milli mücadelemiz’in itilaf devletleri değilmi idi bu devletler ? Birbirleri ile  2. Dünya savaşını yapmadılar mı ?

          1950 ve sonrasında bugün  dünya jandarması olmuş ülkenin politikaları ile bir arpa boyu yol alamamış ülkemizin şimdide son 10 yıldır ihtiviyatı itilaf devletlerinden teşkil adına birlik dedikleri bu mekanizmanın oyuncağı haline gelen politika ile topraklarımız öbek öbek satılmasına sevk ve teşvik edilmektedir. Ekonomimizin  can damarı olan KİT ‘ler , Bankalar , vb kurumları özelleştirme adı altında bu adı geçen devletlere satılmış şimdide topraklarımız satılmaktadır.

          Yabancı vakıflar ve  sivil toplum kuruluşları’nın mülk edinmesi adı altında yürütülen bu işgal hareketini yapan ülkelerin bir çoğunda yabancılara mül satışı yasaklanmıştır. Mesela İngiltere topraklarının tamamı kraliyet ailesinin malıdır. Almanya’da bir çok bölgede Türklere mülk satışı yasaklanmıştır. 2004 yılında AB ‘ye giren ülkelerde yabancıların tamamına mülk satışı yasaklanmıştır. Ülkemizdeki yabancı vakıfların mülk edinmesini dayatan ülkelerin temel amacı ülkemizi savaş meydanlarında yapamadığı istila ve işgal hareketini masa başında yapmaktadırlar.  İşin acı tarafı dedesi ebesi ülkesinin bağımsızlığı için milli mücadele vermiş bir neslin torunları olan siyaset politikalarının bu duruma çanak tutmasıdır.

          Özetle :   İşin ilginç tarafına bu sene Muğla – Dalyan yöresinde bizzat şahit oldum bu durumdan alanda memnun satanda memnun. Muğla – Dalyan’da yabancıların satın aldıkları yerlerin haddi hesabı yok. Bunların çoğunu İngilizler oluşturuyor Almanlar Yunanlılar ve böyle devam edip gidiyor adamlar kendilerine mahalle kurmuşlar.

           Herkes şunu bilmelidir ki  bu topraklar bize dedelerimizden Ata’mızdan bize gelecek nesillerimize  bağımsız bir yurt bırakalım Türk yurdunun Türk kalması için bırakılmıştır. İstilacılara işgalcilere sömürgecilere peşkeş pekilmesi ve talan ettirilmesi için   hediye edilmemiştir. Dedelerimiz atalarımız bizzat kanlarını dökerek bizlere yurt etmişlerdir bu topraklarda kim olursa olsun  herkes atacağı adımı bu ana temayı hatırlayarak atmalıdır topraklarımız batan geminin mallarıymış gibi heba edilmemelidir.Sizcede öyle değilmidir?

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>