Hindistan
Yazan: penceretencere 10 Ağustos 2008
Hindistan 15 Ağustos 1947 yılına kadar sömürge altında varlığını sürdürmüş 26 Ocak 1950 yılında ilk anayasasını yapmış dünya ülkeler tarihine yönetim biçimi ile 26 Ocak 1950 tarihinden itibaren Hindistan Cumhuriyeti olarak geçen çok yönlü kültürü ekonomik kalkınması ve yeraltı zenginliklerini işleyerek ülke kalkınmasında değerlendiren 2000 yılı verilerine göre Satın alma paritesi 2.2 trilyon $ bulan yerel kaynaklarını çok iyi değerlendirebilmiş sayılı uluslardan birisi olmuştur.
Hindistan’ı biraz 2000 verilerine göre incelemek gerekirse
o reel büyüme: %6 ,
o sektörel bileşim: tarım: %25 endüstri: %24 hizmet: %51 ,
o Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.4 ,
Sektörlere göre işgücü dağılımı
o tarım %67
o hizmet %18
o endüstri %15
o Endüstri: Tekstil, kimyasallar, gıda maddeleri, çelik, taşıt ekipmanları, çimento, madencilik, petrol, makine, yazılım
o Endüstrinin büyüme oranı: %7.5
o Tarım ürünleri: Pirinç, buğday, pamuk, hint keneviri, çay, şekerkamışı, patates, büyükbaş hayvan, su bufalosu, keçi, koyun, kümes hayvanları, balık
o İhracat: 43.1 milyar $
o İhracat ürünleri: Tekstil ürünleri, değerli taşlar ve mücevherat, mühendislik ürünleri, kimyasallar, deri ürünleri
o İhracat ortakları: ABD %22, İngiltere %6, Almanya %5, Japonya %5, Hong Kong %5, Birleşik Arap Emirlikleri %4
o İthalat: 60.8 milyar $
o İthalat ürünleri: Ham petrol, makine, mücevherat, gübre, kimyasallar
o Dış borç tutarı: 99.6 milyar $
o Para birimi: Hindistan Rupisi (INR)
o Para birimi kodu: INR
o Değeri 1 YTL = 31 INR (2007)
Veri Kaynağı : İnternet sayfalarından derleme ( Anonim )
Yukarıda belirtmiş olduğum veriler 2000 yılı verileri Hindistan’ın şuanki verileri eminim rakamlar değişmiş olsa bile yukarıda belirtiğim verilelerin altına düşmemiştir.Hindistan örneği daha önceki yazılarımda sürekli belirtmiş olduğum ekonomik kalkınma bağımsız ekonomik politikalar eksenine örnek verme amacını taşımaktadır.
Hatırlarsanız Nereden Nereye başlıklı yazımda ülkemizin 1950 civarı süreçten bu güne kadar geçen sürecini anlatmaya çalışmıştım. Ne yazıkki bu benzer verileri yazamamıştım her yönü ile ülke olarak bugün bulunduğumuz durumun vehametin verileri olmuştur konuyu biraz daha açmak gerekirse ;
‘Köylü Milletin Efendisidir’ diyen Atamızın öğretisini adeta Hint’liler ciddiye almış işgücü ekonomisinin % 67 sini Tarım oluşturmakta.2002 yılına kadar sürece kadar azda olsa Anadolu’da işlenen topraklar işlenmekte idi. Bugün gübresinden tutun mazotuna kadar artırılan maliyetler yüzünden sen artık ekme ben sana parasını vereyim mantığı ile yürütülen uygulamalar ile artık halk toprağa küsmüş üretim yapamaz duruma gelmiştir. İnsanlar artık her yıl devletten aldığı metrekare hesabı toprağına verilen paraya temah eder duruma getirilmiştir. Tarım ürünlerinin üretimi anadolu’dan bir anlamda men edilmiş İthalat yolu ile dışa bağımlılığı körüklemiştir. 10 evveline kadar tahıl ambarı olan Konya’mızda bile artık insanlar tarımcılığı bırakmış devletten üretim yapmadan para almayı tercih eder duruma getirilmiş. Anadoludaki halk ne yapsın marketlerde 10 YTL ‘ye aldığı unu üretim yaparak neden 15 YTL’ye mal etsinki maliyetler yüzünden halk tarımdan soğutulmuştur üretim yapamayan çiftçi adeta fakirleştirilmiştir. Fakirleşen anadolu halkı bir çuval kömüre erzak dolu çantaya eğerki vermeyi taahhüt ettiğiniz oy karşılığı FAKFUKFON’ dan finanse edilerek fakir olduklarını belgeleyenlere verilen 3 kuruş paraya mahkum edilmiş.
Sanayii’de ise yine aynı şey dünya piyasasına giren ÇİN ürünleri yüzünden sanayici üretim yapamaz duruma gelmiştir. İşletmelere yabancı ortaklığı şartı getirerek Ekonomisi borsa tahtalarından ibaret olan sanal yaşam koşullarında varolmaya çalışan yurdum insanı herşeye rağmen duygularını yitirmemiştir.
Aslına bakarsanız bu konuya şu sebepten girmek istedim. Şu an öylemidir bilmiyorum ama sömürge devlet olduğu süreçte eğitim sistemi ile ilgili anlatılmış olan bir şehir efsanesi vardır. Hindistan eğitim sisteminde bir çocuk okula adım atar atmaz okuma yazmayı öğrendiği andan en yüksek okulu bitireceği zamana kadar Trigonometri değerlerini ezberleme koşuluna itilirmiş ve bunu sömürge eden devletin politikaları şart koşar eğitim sistemindeki bilumum ayarlamaları buna göre yaparmış Neden mi ? Bilirsiniz bir çoğumuz matematik’ten ve onun sabit değerlerinden hoşlanmayız kaldıki içeriğinde yüzlerce binlerce sabit değer olan Trigonmetri’yi ezberlemek bayağı bir kafa ister. Kafası bu değerler ile meşgul olan genç kesim bulunduğu dönemin şartlarının farkına varamaz olgunluk sürecine girer ve hayata atılır daha sonra yaşam mücadelesi derken ülke sömürülmekten kurtulumaz ve sömürge eden devlet ise o ülkeyi yıllarca sömürür.
Evet dostlar ülkemin insanı ile bir bağ kurabildinizmi bakalım bağ kurabilmeniz için size biraz daha yardımcı olayım. Fakir bir halk düşünün aklı fikri çalışma mecburiyetinde olsun her türlü çalışma şartlarını kolayca kabul eder. Bu durumda olan adam düşünün sabah 07:00 evinden çıkıyor akşam 20:00 de evine geliyor Cumartesi çalışıyor Pazar gününü evine ve ailesine ayırıyor. Hani nerde akraba ilişkileri hani nerde arkadaş görüşmeleri tam bir muamma dimi işin matematiksel verileri ile değilse ülkemizde sosyal verileri oynanan yurdum insanı yalnızlaştırılıyor. Kaderci insan profilleri çıkıyor ortaya her türlü şartta kaderine razı oluyor eline verilen memnuniyet ölçüleri ile adeta mutluluk oyunu oynamaya çalışıyor. Şimdi bir bağlantı kurmuş olmanız gerekiyor.
Hindistan örneği ülkemizin katedemeği yol açısından çok isabetli bir örnek oldu. Aşağı yukarı ülkelerin kırılma noktaları aynı zamana denk gelmiş 1950 sonrası Hindistan almış yürümüş biz ise arife tarif gerekmez kabilinden anladınız siz onu.