Kadınlarımız
Yazan: penceretencere 10 Ağustos 2008
Kadınlarımız eşimiz , yarimiz, anamız, bacımız , evladımız , kardeşimiz, ecdadımız kısaca herşeyimiz. Kadın dünyanın neresine giderseniz gidin kadındır ancak ülkemizin kadınlarının yeri her zaman ayrıdır ayrıcalıklıdır böyle olması gerektiğinide Cuhhuriyetimizin kurucusu büyük lider Mustafa Kemal ATATÜRK’ten ve yapmış olduğu devrimlerinden bilir kadınlarımız. Sizlere sözlerimin yettiğince Türk kadınımızın Cumhuriyetimize katkılarını anlatmaya çalışacağım. Gerçi tarihe geçmiş kadınlarımız yaptıkları ile her şeyi anlatmaktadır ama o günden bu güne geldiğimiz sonuçlarıda gözler önüne sermeye çalışacağım.
Şanlı Cumhuriyetimizin temellerinin atılmasında kadınlarımızın emekleri kahramanlılkları çok fazla dile getirilmemektedir.Milli mücadelede katkıları vardır denilerek geçiştirilmektedir.Aşağıda isimleri geçenler sadece bir kaçıdır niçe isimsiz kahraman kadınlarımız var anadolumuzun bir çok köşesinde bu şanslı insanlar tarihe isimlerini yazdırmakla kalmayıp varolmamızda Mustafa Kemal ve şanlı ordusunun yanında sırt sırta omuz omuza vererek gerek cephede gerekse milli mücadelenin toplumda dalga dalga yayılmasında Türk kadınının cesaret kaynağı olmuşlardır.
Kadınlarımız gerek kağnılarla cepheye cephane taşıyarak gerekse cephede elinde silahı ile düşmana mermi sıkarak sırtına kundaktaki bebeğini bağlayarak yada kucağında bebeği omuzunda top mermisi ile oluk oluk cepheye akmışlar cephedeki çarpışan kahraman askerine destek vermişlerdir. Bu fedakar kadınlar biliyorlardıki köylerinin yurtlarının istiladan işgalden kurtarılması gerekmekte idi. Bunun gerçekleşmesi için ne pahasına olursa olsun her şey yapılmalı idiler gözleri hiç bir şeyi görmüyor evdeki aşını bulgurunu yağını tuzunu biberini cepheye taşıyordu kahraman asker aç susuz kalmasın bir an önce düşman topraklarından yurdundan çıkıp gitsin diye. Elbetteki bu çabaları sonuçsuz kalmamış.Savaşan ordusunun yanında cepheye asker olarak gidemeyeni olsun , kadını ,erkeği , yaşlısı , genci ile bu millet Mustafa Kemal ATATÜRK’ün liderliğinde yurdunu istila ve işgal eden düşmanı yurdundan kovmuş ulus olma yolunda milli mücadelesini vermiş bu mücadelesinin sonucunda mükafatını almış kendi Cumhuriyetlerini elleri ile tüm dünyaya ilan etmişlerdir.
Aslına bakarsanız günümüz şartlarına bakıldığında ülkemiz resmen kabul edilmemiş olan işgal ve istila sürecine çoktan girmiştir dışa bağımlı siyasi uygulamalardan dolayı sosyal ekonomik açıdan zaafa uğramış çağdaş değerlerden uzaklaşmıştır. Bu gerçekleri görmezden gelen kesimler kavga politikaları ile vatandaşlarını ayrıştırma çabalarını sergilemektedir.Bu ayrıştırmalar neticesinde milli mücadele sürecinde ön safda olan kadınlarımızın bir kısmı dün bize karşı silah sıkan ulusların yönettiği ve uygulattırdığı politikaları yürüten siyasi akımların malzemesi hatta siyasi simgesi haline gelmişlerdir.
Atatürk devrimlerini ve o devrimlerin kendilerine sağlamış oldukları kazanımları red etmektedirler. Böyle bir lüks olabilirmi ? Herşeyden bu kadar kolay vazgeçilebilirmi ? Bu davranışın temelinde ancak futbol takımı tutar gibi siyasi parti saflarında siyasete simge olma gayretleri vardır. İnancımızın gereği böyle olmamız gerekiyor söyleminin arkasına sığınmaktadır. Ona bakarsanız nüfusunun % 95 nin savunduğu inanç kavramı kadınlar üzerinden bir simge haline gelmesi toplumu kutuplaştırmadan öte bir şey değilmidir ? Dış etkenlerin baskısı değilmidir ?
Özetle dostlar hepimizin her zamankinden daha çok birbirimize ihtiyaç duyduğu şu süreçte aklı selim davranmalıyız. Bu konudaki gerçekleri bir çoğumuz kendi çerçevemizden görüp değerlendirmekteyiz birbirimizi kin ve nefrete sevk etmeden milli birlik beraberliğimizin şiarı olan milli mücadelemizi unutmadan canlı tutarak ulusumuzun varlığı temelinde dayanışma ÇABA’sı içinde olmalıyız.
Milli mücaedele sürecinde emek ve can veren kadınlarımızın aziz hatırası önünde saygı ile eğiliyor. Günümüzde çağdaş demokratik değerlerin korunmasını amaç edinmiş ve bu yolda ÇABA gösterenlerede çalışmalarında başarılar temenni ediyorum.
Bilgi : Tarihsel alıntılar hariç diğer bölümler alıntı değildir.
======================================
Aşağıdaki bilgiler tarihsel alıntıdır.Kaynak anonimdir.
Kara Fatma (Fatma Seher Erden):
1888 yılında Erzurum’da doğdu. Subay Derviş Bey ile evlenmiş onunla birlikte Balkan Savaşına katılmıştır. I Dünya Savaşında ailesinde 9-10 kadınla birlikte Kafkas Cephesine gitmiş Mondros Ateşkesinden sonra eşi Ermeniler tarafından şehit edilince etrafına topladığı kadınlarla birlikte Ermenilere karşı çarpışmıştır. Erzurum’da Mustafa Kemal ile yaptığı görüşme sonucunda görev istemiş kurduğu çetesiyle Bursa ve İzmit’in işgalden kurtulması için çalışmıştır Oğlu kızı ve kardeşinin de bulunduğu müfrezesinde 35 kişi bulunuyordu. Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharabesine katıldı. Afyon civarında Yunanlılara esir düşmüş ve yine kendi çabalarıyla kurtulmuş ardından üsteğmen rütbesine yükseltilmiştir. Üsteğmenlik maaşını Kızılay’a bağışlamıştır. 1954 yılında T.B.M.M. tarafından yeniden maaş bağlanmıştır. Erzurum’da 1955 yılında vefat etmiştir.
Ayşe Hanım :
Yunanlıların İzmir’i işgali ile Milli Mücadele’ye katılmış Aydın civarındaki mücadeleye ve I.-II. İnönü savaşlarına katılmıştır. Sakarya Savaşı’nda yaralanmış ve tedavisinin ardından müfrezesine geri dönmüştür. Başarılarından dolayı binbaşılığa yükseltilmiştir. Mücadele’nin kazanılmasından sonra Ankara’ya gelmiş ancak burada bavulunu çaldırdığı için evrakları kaybolmuştur. Okuması olmadığından sonraları Merkez bankası’nda hademe olarak çalışmıştır.
Tayyar Rahmiye:
Osmaniye’nin Kaziyeler köyünden olan Rahmiye Fransızlara karşı 9 Tümenin yaptığı mücadeleye müfrezesiyle katılmıştır Temmuz 1920′de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş aynı muharebe sırasında ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için İleriye atıldığında şehit düşmüştür.
Hatice (Kılavuz) Hatun:
Adana Pozantı’da Fransız kuvvetlerine Tekir Yaylasından Mersin’e ulaşacak en kısa yolu yanlış göstererek Türk askerinin eline düşmelerini sağlamıştır.
Kara Fatma Şimşek:
1921-1922 “Fahri Milis Üsteğmeni” rütbesiyle Kocaeli Grubu mürettep Süvarisi emrinde müstakil Süvari müfrezesinde görev yapmıştır.
Tarsuslu Kara Fatma:
8-10 kişilik çetesiyle birlikte Afyon Savaşlarına katılmış Tarsus’un kurtarılmasında yararlılık göstermiştir.
Gaziantep Yirik Fatma:
Antep’de kuşatmaya karşı koymak için çete teşkilatına katılmıştır.
Nazife Kadın:
Kendisinden bilgi almak isteyen Yunanlılara karşı direnirken düşman tarafından Kavak önü Köyünde işkence yapılarak öldürülmüş ve ardından fırında yakılmıştır.
Gördesli Makbule:
1921′de eşi Ustrumcalı Ali Efe ile birlikte Milli Mücadele çete savaşlarına katılmıştır. 17 Mart 1922′de Akhisar’la Sungurlu hududu üzerinde bulunan Koca Yayla’da elinde silah düşmanla en ön safta savaşırken başından vurularak şehit edilmiştir.
Asker Saime Hanım:
15 Mayıs 1919′da İzmir’in işgali dolayısıyla İstanbul Mitinginde konuşma yapmış tutuklanmış daha sonra Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’de görev almıştır. Savaş sonrası İstanbul Lisesi’nde Edebiyat öğretmeni olmuştur.
Halide Edip Adıvar:
İşgallerin ardından İstanbul’da yaptığı konuşmalarla halkı işgallere karşı uyandırmaya çalışan Milli Mücadele’nin en önemli simalarından biridir. Sultanahmet Mitinginde yaptığı konuşmadan sonra tevkif kararı çıkınca eşi eli birlikte Anadolu’ya geçmiş ve Milli Mücadele’ye katılmıştır. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etmiştir. “Halide Onbaşı” olarak İstiklal Savaşına fiilen katılmıştır. İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biridir.
osmaniyeliler demiş
15 Mayıs 1919′da İzmir’in işgali dolayısıyla İstanbul Mitinginde konuşma yapmış tutuklanmış daha sonra Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’de görev almıştır. Savaş sonrası İstanbul Lisesi’nde Edebiyat öğretmeni olmuştur.
penceretencere demiş
Sayın Osmaniyeliler
Yapmış olduğunuz yorum ile penceretencere’ye sağlamış olduğunuz katkı için teşekkür ederiz. Ziyaretlerinizin devamını dileriz
wwww.penceretencere.com