.: Pencere Tencere :.

DüşünüYORUM YazıYORUM

Milli Mücadele ve Anadolu

Yazan: penceretencere 10 Ağustos 2008

             Sizlere Cemalettin Çelebi ve ölümünden sonra Haci Bektaş-ı Veli dergahının yüce kurtarıcımız dünyaya gelmiş tek deha olan Mustafa Kemal Atatürk’e kurtuluş mücadelesinde yapmış oldukları işbirliğinden ve Alevi halkının bu ülke için yapmış olduğu can siparane mücadelesinden ve örgütlenmesinden bahsetmeye çalışacağım.

            Osmanlı İmparatorluğunun yükselme döneminden itibaren Aleviler ezilmiş zulüm görmüş ve baskı altına alınmıştır.Yani başka bir deyiş ile Alevilerin hakları  o dönemin azınlık toplulukları olan Yahudiler ve Hıristiyanların haklarından daha bedbaht daha kötü idi. Alevi kitlesi bu zor şartlar altında bile diğer azınlıkların haklarına saygı ve hürmet göstermekte idi buna rağmen Aleviler Osmanlı’nın son dönemine kadar  kolayca katledilmiş tam bir soykırım’a maruz kalmıştır. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün başlatmış olduğu Milli Mücadele sürecini benimsemiş Hacı Bektaşı Veli Dergahının yurt çapında yayınlamış oldukları salıklar ile Alevi halkının yurt savunmasına katkısını sağlamıştır ve bu sebepten ötürü Aleviler Kurtuluş Savaşı’nın en büyük destekçileri olmuştur.

          Mustafa Kemal İstanbul’dan Samsun’a çıkmadan önce yapmış olduğu ön çalışmalarda Anadolu’yu ve halkının çok iyi etüd etmiş bu etüd neticesinde Anadolu yerleşkelerinde Alevi çoğunluğunun farkına varmış ve Kurtuluş Mücadelesinin başarısının Alevi yurttaşlarının desteğine ihtiyacı olduğunu görmüştür. Bu sebeptendirki yeryüzünde hangi coğrafyada olursa olsun bütün Aleviler ATATÜRK’ü sevmiş sahiplenmiş ve kurduğu Cumhuriyeti hep benimsemiş onun kuruluş ilkelerinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir.

          Mustafa Kemal ATATÜRK ile Alevi cemaatinin tek söz sahibi olan Hacı Bektaşı Veli Dergahı arasında gelişen ilişkiler seceresi aynen aşağıdaki gibi gelişmiştir :

                ATA  Samsun’a çıkışının ertesi günlerinde dönemin Hacı Bektaşı Veli Dergahı’nın post sahibi (Dedesi)  olan Cemalettin Çelebi ile irtibata geçer ve sıkı bir temas içine girer öyleki ATATÜRK ün  Amasya Kongresine gelişlerinde karşılama heyetinin içindedir. Havza’ya geçişlerinde güvenli bulduğu için Alevi olan Ali Baba’nın  Mesudiye Otelinde  ikamet etmişlerdir. Amasya’dan Tokat’a geçişlerinde yine Alevi olan Rıfat efendi’nin evinde kalmıştır.

               Cemalettin Çelebi ile Hacı Bektaşı Veli Dergahı , Atatürk’ün başlattığı Milli Mücadele’nin daha ilk günlerinde bütün içtenliğiyle destek vermiş milli mücadelenin Alevi cemaati bulunan her köşesinde yurt sathına yayılmasında  katkı sağlamıştır. Erzurum ve Sivas Kongrelerinin ardından Mustafa Kemal, Ankara’ya giderken, 23 Aralık 1919 ‘da Hacıbektaş’a gelip Cemalettin Çelebi’nin misafiri olmuştur.

             Mustafa Kemal ATATÜRK Cemalettin Çelebi’ye ve Aleviler’e o kadar çok önem veriyorduki büyük Nutuk’ta aynen şöyle demiştir.

              “2 Ocak 1920 günü cemiyetin merkez kurullarına ve Hacıbektaş’ta Çelebi Cemalettin Efendi’ye , Mutki de Hacı Musa Bey’e ayrıca bildirim yaptık. Bu bildirimizin içindekiler ve yazılış biçimi şöyledir: Yolculuğumuz sırasında görüp incelediklerimiz bizlere, gerçek koruyucu Ulu Tanrı’nın yardımı ile meydana gelen ulusal birliğimizin dayanağı olan ulusal örgütün kök salmış,ulusun ve yurdun geleceğini kurtarmak için gerçekten güvenilir bir güç ve erk durumuna gelmiş olduğunu sevinçle gösterdi. Dış durum, bu ulusal dayanç ve birlik yüzünden , Erzurum ve Sivas kongreleri ilkelerine göre ulusun ve yurdun yararına elverişli şekle girmiştir. Kutsal birliğimize, dayanç ve inancımıza güvenerek töreye uygun isteklerimizin elde edileceği güne değin, hiç yılmadan çalışılması ve bu bildirimizin köylere varıncaya dek bütün ulusa duyurulması rica olunur.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Temsilciler Kurulu Adına Mustafa Kemal”

              Cemalettin Çelebi hastadır ve  ömrü mücadele’nin neticesini görmeye yetmez ölümünden sonra yerine büyük kardeşi Veliyettin Çelebi geçer  Mustafa Kemal’in  Çelebi Cemalettin efendi’ye hitaben gönderilen rica mektubu’nu posta (Dergah Dedeliği) yeni geçen Veliyettin Çelebi  Hacı Bektaşı Veli Dergahı olarak yurttaki bütün ALEVİ halkına hitaben  salık vermiştir ;

                  “Anadolu’da bulunan ceddim Hacı Bektaş Velî hazretlerine samimi muhabbeti bulunan bütün sevenlerimize ve bizden yana olanlara duyurulur ki… Bu milleti yeniden yaratarak bağımsızlığımızı sağlayan; varlığı bütün İslâm dünyasına onur kaynağı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, Gazi namlı Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin yayınladıkları bildirge tümünüzce bilinmektedir. Gazi Paşa’nın vatanın yücelmesi ve yükselmesi konusundaki her arzusunu yerine getirmek, bizlere en birinci görevdir. Milletimizi kurtaracak mutluluğumuzu sağlayacak, onun koruyucu düşünceleridir. Bunu inkar edenlerin bizimle asla ilişkisi, ilgisi yoktur. Yüce tarikatımızın bütün üyelerine , Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin gösterdiği adaylardan başkalarına oy vermemelerini , vatanımızın kurtarılmasının ancak bu yolla gerçekleştirilebileceğini sizlere bütün önemiyle tavsiye ederim.

Hacıbektaş Çelebisi Veliyettin.”

                Bunun üzerine Mustafa Kemal  Hacıbektaş Çelebisi Veliyettin efendi’ye bir telgraf çeker :

            “Çelebi Veliyettin Efendi Hazretlerine,
Yayınlamış bulunduğunuz, insanlarımıza doğru yolu gösteren koruyucu bildirgenizin suretini okudum. Ulusal zenginliğin doğmasına yardımcı olacak girişiminiz ve çalışmalarınız için, doğru yolu gösteren zatınıza saygılar sunarım. Söz konusu bildirgenin basılması ve her yana dağıtılması konusunda haber bekliyorum. Vatanın ve halkın mutluluğu için hizmet etmeyi kendilerine ülkü edinenler; Tanrı’nın sevabını kazanırlar ve sonsuza değin mutlu olurlar; efendim.

Gazi Mustafa Kemal”

                Veliyettin Çelebi, Atatürk’ün ölümüne kadar görüşmelerini ve ilişkilerini sürdürmüştür.

                Efendim şimdi gelelim konunun özüne ,bilirsiniz eskilerden Cem Karaca’nın seslendirdiği bir şarkı vardır.” Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında- Ne sen bunun farkındasın nede polis farkında “

                Yani İslamiyetin varoluşunda Hz Ali ( A.S ) efendimizin   İslamiyetin yayılmasına yaptığı hizmetleri hatırlayın ve sonrasında Peygamber Efendimizin vefatından sonra Hz. Ali’nin efendimizin  ve onu  sevenlerinin yaşadığı zulümleri getirin aklınıza . İslamiyetin varoluşu  ile  Cumhuriyetin kuruluşu arasında nasılda benzerlikler var  her iki kuruluş içindeki aktörler aynı Alevi’ler yani İslamiyetin yelpazesi altında farklı ibadet yolu ile kendini ALLAH’a adayan   Hz. Muhammed ( S.A.V ) Peygamberi olarak kabul eden  kendisinden sonra Halifeliğini miras bıraktığı  Hz. Ali ( A.S ) diğer müslümanlardan daha çok seven Aleviler.

           Aleviler Hz. Muhammed ( S.A.V )  ve Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatlarından sonra erk makamına geçen kişiler tarafından yok sayılmışlar itilip kakılmışlar günümüz medeni yaşamı içinde yakılmışlardır.

              Gelelim bu güne Aleviler adına tek karar ve temsil mekanizmasına ve onları kitle olarak Milli mücadele süreci içinde olduğu gibi yönlendirecek  bir kuruluş varmı ? diye sorsam hepiniz en az 15 tane kurum sayarsanız ama kazın ayağı hiç öyle değil 15 kurum tek bir merkezde toplabilirmi ? HAYIR Onların yönetim kurullarınca alınan kararlara temah edermisiniz ? HAYIR kısaca böyle yüzlerce soru üretilebilir hepsinin cevabıda HAYIR olacaktır.Neden mi ? Cevap ortada hepside koltuk ve makam meraklıları bir çoğu belkide dışardan desteklenen kurumlar lütfen dikkat belki diyorum kamuoyunda dile getirilen varsayımlardan birisidir.

                Aslına bakarsanız konuyu  15 veya 20 gün öncesine kadar Aleviler adına beyanat veren böyle bir kurum’a getirmeye çalışıyorum ismini veremeyeceğim kusura bakmayın verdiğim anda yasal cevap hakları ortaya çıkar arife tarif gerekmez kabilinden sizin anlayacağınızı umut ederek devam etmek istiyorum.

                Çok meşhur bir zat vardır bilirsiniz okullar yurtlar yaptırmış ama Atatürk ve Atatürk Cumhuriyetinin ilkelerine devrimlerine muhalif Cumhuriyet kazanımlarını yok etmek isteyen ve bu eylemlerinden dolayı ilgili kanunlardan yargılanan kapağı yurt dışına atan şu an yurtdışında ve şu zamanlarda gelmesine engel herhangi bir yargılama sebebi olmadığı için yurda gelmek için can atan ve geldiğinde belki halifeliğini ilan edecek bu şahsın ülkeye girişini yumuşatmak ve şirin göstermek için her kesimden beyanat verilmekte.İşte bu noktada bahsetmiş olduğum Alevi kurumu’nun temsilcileri çıkıyor ortaya ve beyanat furyasına dahil oluyor.Bu tür kurumların başındaki insanlara sormak istediğim bir kaç sorum olacak ” Arkanızdaki kitlenin desteği ne kadar ? “  ” Yasal yürütmüş olduğunuz kurumlarınızda kaç üyeniz var? ” ” Kaç üyenin oyu ile o makama geldiniz ? ” ” Kaç paralık sermayeniz ile o makamdasınız ?”  bıla bıla bıla  binlerce soru

             Özet : Tarih boyunca ihanete uğrayan Aleviler artık değişime uğramış cemaatine ve tarihinin geçmişine ihanet etmeye başlamışlardır.Kim ne dersin desin bunun Türkçesi budur geri kalanı bıla bıla bıla boş şeyler.

           Bilgi : Bu yazıda tarihe geçen yazışmalar dışındaki bölümleri içeren aktarımlar alıntı değildir.Ayrıca hiçbir şekilde  propaganda amacı taşımamaktadır.Tarihi gerçekleri gözüne getirmek amacı ile yazılmıştır.

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>