Şehir Efsanesi
Yazan: penceretencere 10 Ağustos 2008
Yıl 1938 Ekim aylarının başları Mustafa Kemal ‘in son ayları ve hatta son günleri o günlerde bile yoktan ver ettiği genç Cumhuriyetini ve halkının o günlerdeki ve sonrasında iç ve dış tehditlerden koruyabilmek için vefatının yaklaştığını hissederek son komasına girmeden önce şuuru yerinde iken emir subayına belki vereceği son emri vermek için huzuruna çağırır.
- ” Çok zamanım kalmadı çok yakın bir zamanda aranızdan ayrılacağım kurduğumuz genç Cumhuriyetimizin ve milletimizin sonsuza kadar varolması umudunu amacını dilemekteyim. Bu umudun ve amacın gerçeklerşmesi için ölümünden sonra Reis-i Cumhur olacak Milli şefin katlini emrediyorum. ” der.
- Emir Subayı ” Paşam bu nasıl olur mümkün değil ben bu emrinizi yerine getiremem kaldıki katlini emrettiğiniz kişi en yakın silah arkadaşınız “
- ” Ülkemin ve halkımın geleceği için bunun yapılması şart emrediyorum “
Emri alan emir subayı işin içinden çıkamaz durumu o günkü güvendiği kuvvet komutanları ile müzakere ederler ve Milli şef ile görüşmeye karar verirler. Milli şefin huzuruna çıkarlar emri iletirler ve milli şef emri yerine getirin der.İşin içinden çıkamayan kuvvet komutanları çaresiz kalırlar Ata’nın huzuruna çıkarlar.Süreç artık ilerlemiştir Ata’nın hastalığı giderek ağırlaşmıştır.
- ” Paşam emrinizi yerine getirdik “ derler.
- ” Cumhuriyetimiz ve halkımız artık sonsuza kadar varolacak gözüm açık gitmeyeceğim “ dedikten bir kaç saat sonra son komasına girmiştir.
Yukarıda belirtilen konu tamamen toplum nazarında kulaktan kulağa anlatılan ve sosyal yaşamda Şehir efsanesi olarak anılan doğruluğu kanıtlanmış yada kanıtlanmamış olaylar veya varssayımlar seceresini anlatmaktadır.Benim fikir ve düşüncelerimle uzaktan yakından alakası yoktur.
Bu konuyu ele almamın sebebi ise Mustafa Kemal ‘ in Cumhuriyetimizin bekaa’sı açıısından ileriyi görme yeteneğini bir kez daha gözler önüne sermek içindi.
Öyle bir insan düşününki 70 yıl sonrasını planlayabilsin halkını ve Cumhuriyetini o derece sevebilsin diğer açıdan öyle bir halk düşününki liderinin arkasından elinde çapalarla kazmalarla savaş meydanlarına hayatını hiçe saymadan gidebilsin. Milli mücadelenin temelleri bu duygu ve düşünceler ile atıldı. Ne olduda bugün bu halk bu millet birbirlerine kem göz ile bakmaya başladı. Aslına bakarsanız hepimiz ne olduğunu biliyoruz 53 yıldır popülist ve dışa bağımlı politakaların yürütülmesi hangi dönemde olursa olsun siyasi parti gözetmeksizin iktidara gelen siyasilerin erk iradelerini halkımızın ve ülkemizin kalkınmasına harcamamış olmalarıdır. Bütün enerjilerini ülkemizin kalkınmasına harcamış olsa idiler bugün bulunduğumuz coğrafyanın siyasal ekonomik anlamda stratejik tek lider ülkesi konumunda olurduk ve hatta coğrafik anlamda zengin yeraltı kaynaklarının katkısı ile dünyanın lider ülkelerinden birisi olurduk.Sizcede öyle değilmi ?