Ulusalcıların derdi ne ?
Yazan: penceretencere 27 Ağustos 2008
Bunun cevabını verebilmek için öncelikle Ulus nedir ? , Ulusalcılık nedir ? soruları ile tanımlarının yapılması gerekmektedir.
Ulus nedir ? : Diğer bir söylemi ile ulus millettir , sözlük karşılığı ise ; aynı topraklarda yaşayan tarih , dil , din , ülkü , gelenek , görenek ve duygu birliğini paylaşan insanların oluşturduğu topluluktur. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ ümüze göre ise ;
” Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. “
Yine Atamıza göre ; a) Siyasî varlıkta birlik. b) Dil birliği. c) Yurt briliği. d) Irk ve menşe birliği. e) Tarihî karabet. f) Ahlâkî karabet.
Ulusalcılık nedir ? :Sınıfçılıktan ziyade milli bilinç kavrramları çevçevesinde ezilen ulusların ( Millet anti-emperyalist bir görüşüdür. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yapmış olduğu devrimleri referans alarak , günümüz toplum bilimcilerin deyimi ile Kemalizm’i savunur.Kısaca Anti-emperyalist Atatürk Milliyetçiliği ‘dir.
Anlaşıldığı üzere ulusalcılık ; Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun cesur yürekli ulusu ile Milli mücadelede oluşan Milli birlik ve beraberliğimizin neticesinde kurulan Cumhuriyetimizin yönetiminin olmazsa olmazlarını teşkil eden ilke ve devrimleri ile vatan ve yurt bütünlüğünü savunan kavramların bütünüdür.
Her zaman ifade etmişimdir , Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yapmış olduğu ilke ve devrimler karanlık bir devrin aydınlanmasının ilk hareket noktası olmuştur. Milli kurtuluş savaşı Emperyalist sömürgeyi ve işgali yok etmek için yapılmamışmıdır ? Kurucumuzun vefatından sonra ülke yönetimine gelenlerin icraatları milli birlik ve beraberlik ruhuna çok fazla katkısı olmamıştır , aksine Ata’nın mirasını her geçen gün yok etmiştir. 1950 yılından itibaren başlayan siyasal uygulamalar neticesinde ; dış borç 600 milyon dolara çıkmış , IMF ile ilk stand-by anlaşması imzalanmış , doların 2 liradan 9 liraya çıkmış , moratoryum ilan edilmiştir.Emperyalist sistemi benimseyen yönetim felsefesi sayesinde ülkedeki halk ekonomik kayıplara uğramış fakirleştirilmiştir.
Sömürgeci işgalci Emperyalist güçlerin ülkemizde ekonomik strateji uygulamaları sebebi ile Milli birlik ve beraberlik ruhu hızla erozyon’a uğramış insanlar arasında ayrımlara sebep olmuştur. Dönemin ülke yönetiminde olan siyasi örgütlenmenin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek ordumuz Cumhuriyet tarihinde ilk defa demokratik ve siyasal düzene müdahale etmiş siyasal örgütlenmenin yöneticileri hakkında ise yasal işemler yapmıştır.Ülke bir anda kaos’a sürüklenmiş siyasal ve sosyal yaşam çökmüştür.
Sisteme müdahale eden ordu siyasal ve sosyal yaşamın yeniden tesisini sağlayacak olan başlangıç ilkesinde Atatürk’ten sonra milli unsurları benimseyen , halkın zulme karşı direnme hakkını düzenleyen 1961 Anayasasını yapmıştır. 1960 da ordu müdahaelesi ve yeni bir anayasa yapılması ile işgalci dış mihrak unsurlarının önü bir anlamda kesilmiş ancak ülke içinde değişik görüş ve fikirlerin oluşmasına engel olamamıştır. Bu mihraklar ülke içindeki faaliyetlerini artarak devam ettirmiştir. Süreç 1970 yıllarına gelindiğinde ise öğrenci hareketlerininde etkisi ile siyasal görüş farklılıkları ortaya çıkmış yasaların elverdiği ölçülerde yasal ve yasadışı örgütlenmelerin gerçekleşmesine sebep olmuştur.
Milli birlik ve beraberlik felsefesi dahilinde Atatürk ilke ve devrimlerini savunan gençler ile dış mihrakların etkisi altında hareket eden genç gruplar arasında çatışmalar oluyor ülke tekrar kaos’a sürüklenmek isteniyordu. 1961 anayasasının vermiş olduğu hak ve özgürlükler ülke halkının elinden alınmak isteniyordu. Bu dönem çeşitli gençlik hareketi kaynaklı siyasal fraksiyonların karşı karşıya gelmesine 23-24 Aralık 1978 Maraş olaylarınıda içine katarak 12 Eylül 1980 askeri darbesinin gerçekleşmesine zemin hazırlıyordu..
1980 darbesine kadar sağ – sol , alevi – sunni , kominist – faşist , muhafezekar – liberal , ayrımları ile toplum kutuplaştırılmış gençlik Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaştırılmıştır. Varoluş temelleri bu ilke ve devrimlerin çatısı altına kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ilelebet varlığı bizleri savaş meydanlarında alt edemeyen ülkeleri her dönem rahatsız etmiş onlar tarafından ülkemizdeki kaos süreci bir kez daha sahneye konulmuştur.Temel amacı toplumu ortak değerlerden uzaklaştırmak olan bu ülkelerin manifestolarına karşı günün aydınları yazarları ve toplumun büyük bir kesimi Atatürkçü , Cumhuriyetçi , Milliyetçi , Uluscu , Atatürk Milliyetçiliğini savunmuştur.
O dönem bu kişilere Atatürkçü deniliyordu.Ne kadar ilginç değilmi Atatürk Cumhuriyetinde ilke ve devrimleri sürdürülmesi gerekirken Atatürkçülük siyasal fraksiyon haline geliyor artık millet Atatürk ilke ve devrimlerinin şemsiyesinin altına sığınıyor bunu savunan insanlar kitaplara konu olan muamelelere maruz kalıyor. Bu bir çelişki değilmi sizce ? 1990′lı yılların ortasından itibaren Kemalizm olarak siyasal vücut buluyor.Ulus ( Millet ) artık Milli Mücadelenin ruhunu Cumhuriyetin ve milli bağımsızlığın korunmasının Kemalizm kavramları ile sağlamaya çalışmaktadır.
2000 yılının başlarından itibaren bizi işgal etmek isteyen devletlerin kurmuş olduğu ve Avrupa’nın birliği adını verdikleri oluşuma katılmanın ilk kriteri Kemalizm’in yok edilmesine dayandırılmıştır. İlk icraat mecraası ise ordu’nun siyasetin üzerindeki yaptırım görevlerini elinden almaya dönük olmuştur. Bu birlik hikayesi başladığı günden itibaren ya Kemalizm diye Atatürk ilke ve devrimleri saldırıyorlar yada ordumuzun hassas varlığını ve etkinlğini ortadan kaldırmanın yollarını aramışlardır. Son yıllarda adına Ulusalcılar dedikleri Kemalizm’i savunan , Atatürkçülük çizgisinden taviz vermeyen, Atatürk ilke ve devrimlerini savunan akademisyen , yazar , emekli ordu mensuplarına yapılan olumsuz uygulamalar ile ülkemiz savunmasında ilelebeten varlığımızın teminatı olan ordumuz yıpratılmak istenilmektedir. Diğer taraftan Atatürk ilke savunmak suç teşkil eder hale getirilmek isteniyor.
Özetle : Günümüzde adına ulusalcılar dedikleri milli birlik ve beraberlik manifestosu ile fikir beyan eden Atatürkçü Kemalist kesim yok edilmek istenmektedir ülkemizin tam bağımsız bekaa’sı sömürgeci işgalci devletler tarafından ortadan kaldırılmak istenmektedir. Tam bu noktada Ulusalcılar , Kemalistler , Atatürkçüler bu istilacı stratejik hamleler karşısında tam bağımsız Türkiye mücadelesini vermektedirler. Ulusalcıların derdi ne ? sorusu yersiz daha ziyadesi ile ; Bir çok siyasal hareket neden Milli birlik , beraberlik ve bağımsızlık söylemlerinden rahatsızlık duymaktadırlar ? Son yıllarda ne olup ne bitiyor ? Ülke nereye gidiyor yada götürülmek isteniyor ? Atatürk’ün izinden gitmek bu kadar zormu ? sorularına ilgili kişiler lütfedip cevap versede ulus (Millet) olarak bizlerde aydınlansak.
======================================================
1961 Anayasası başlangıç ilkesi
Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan;
Anayasa ve Hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti;
Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve;
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin, Milli Mücadele ruhunun, millet egemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahibolarak;
İnsan hak ve hürriyetlerini, millî dayanışmayı, sosyal adâleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak için;
Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabûl ve ilân ve Onu, asıl teminatın vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, hürriyete, adâlete ve fâzilete aşık evlâtlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.
( 1961 Anasayası’nın başlangıç kısmından alıntıdır. )