.: Pencere Tencere :.

DüşünüYORUM YazıYORUM

İçimizdeki fasoncular

Yazan: penceretencere 30 Ağustos 2008

Sevgi insan  hayatına ilgiyle girer , beğenme ve bağımlılık duygusu ile bütünleşerek yoğunlaştıkça ortaya çıkar. Mecnun Leylası için çölleri aşmış , Kerem ile Aslı kavuştuklarında kül olmuş , Ferhat Şirin’i için dağları delmiştir. Satılamaz , satın alınamaz  tamamı ile kişinin duygularının dışa vurumu olup hareket ve eylemlerini bu yönde sergilemesidir. Temeli mutluluğa dayanan sevgi zaman zaman değişkenlik gösterir sevgi mutluluğun , mutluluk sevginin yerini alır. Yaşam sürecinde  dönemsel değişimlerde gösterir , bir dönem deli gibi sevdiğiniz birisi evlenmişsinizdir bir süre sonra yok olur gider yollarınızı ayırırsınız.

Mutasavvıf’ımız  olan Yunus Emre’nin Tasavvuf düşüncesi ile söylemiş olduğu ” Yaratılanı severim, Yaradan dan Ötürü ” söyleminde olduğu gibi biz Müslümanlar için Allah sevgisini bütünüyle ifade etmektedir. Allah ve insan sevgisi üzerine kurulu yüce dinimizin kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerimde bir çok ayet , peygamber efendimizin  hadis-i emirleri vardır sevgi üzerine.

Ulusu ile yurdunu sömürgeci emperyalist devletlerin işgalinden kurtarmak için milli mücadele vermiş olan kurtarıcımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün  bildiğiniz gibi hiç çocuğu  olmamıştır. Bu sebepten manevi evlatlar  edinmişti bunlar biriside  Ülkü Çukuroğlu’dur. (Adatepe)

Ülkü Çukuroğlu (Adatepe)  13 yıl evli kaldığı Fethi Doğançay’dan  1962′de ayrılıp  gayri müslim olan Yeşua Bensusen’i severek   evlenmesi Atatürk’e ve onun mirasına düşman çevrelerce 46 yıl sonra gündeme getirilmiştir. Her bireyin kanunlarca tesbit edilen özgürce yaşama hakkı olan ülkemizde özel hayata müdahale edilmiştir. Her bireyin  boşanmasıda , evlenmeside kişinin özel hayatında tercihlerinin sonucudur. Mutsuzdur birbirlerine zarar vermemek için boşanır ,  sevmiştir bir arada olmak için  ise evlenir medeni yaşamın göstergeleridir. Ülkü bu konuda ilk olmamış sonda olmayacaktır boşanarak hem kendisine hemde boşandığı eşine zulüm  etmemiştir.Medeni dünyanın ülkemizdeki ışığı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüzün manevi kızının bu tercihi Atatürk’çü çevrelerce normal karşılanmıştır.Ülkü Adatepe’nin  günümüzde adı bir çok kişi ile anılmış tarikatların hizmetine girmiş ahlaksız davranışlar içinde bulunmuş askerdeki kocasını terk etmiş olan birisi ile özdeşleştirilmesinde de  kasıt vardır.

Ülkü Adatepe’den bahisle Atatürk’ün izinden giden onun mirasına sahip çıkan genç kızlarımıza , Atatürk’ümüze , milli mirasımıza , milli bütünlük değerlerimizin ortadan kaldırmak için toplum genelinde hezeyan yaratacak ,  kin ve nefrete teşvik edecek eylemler giderek artmaktadır. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi sömügeci ve işgalci faaliyetlerin fason görevlerini üstlenen bu çevreler dini , ahlaki , sosyal , ekonomik herşeyi yok sayarak tarih sayfalarından cımbız ile çektikleri konuları temcit pilavı gibi ısıtarak resmen kendisi gibi düşünmeyenlere  zulüm etmektedirler. Kendilerini antilaik veya inançlı bireyler olarak tanıtan bu çevreler sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed ( S.A.V ) ‘in hadislerinide hiçe saymaktadırlar ;

Resülullah aleyhissalatu vesselam’a: “En efdal insan kimdir?” diye sorulmuştu. “Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes” buyurdular. Ashab: “Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümu’l-kalb ne demektir?” diye sordu.

“(Mahmüm kalb), Allah’tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur” buyurdular.”

(Kütüb-i Sitte, 7256)

Sosyal yıkım fasoncuları genel itibari basın yayın kuruluşlarından sözüne itibar edilecek kişilerden bu kişilerin görmüş geçirmiş olması ve yaş itibari ile kemale erenlerden seçilmekte bu durum içinse Peygamberimiz Hz. Muhammed ( S.A.V ) bir Hadis-i Şeriflerini akla getirmektedir.

Ademoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs
(
Buhari, Rikak 5)

Bütün olarak bu tür fasoncu kişilerin eylemleri şu an kendi menfaatlerineymiş gibi görünsede uzun vadede kayıpları büyük olacak ve sonucunda sömürgeci emperyalist işgalcilerin niyetlerini yerine getirecektir. 1950 den günümüze kadar yürütülmekte olan politikalar çok ince stratejilerin ürünüdür.Bu stratejiler ülkenin yeniden istilasına sebep olacak savaş kaos’u beraberinde getirecek. Bağımsızlığımıza yapılan çok büyük bir kötülüktür halkımızın zulüm gösmesine sebep olacaktır.

Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.

(Tirmizi, Zühd 57)

Nüfusunun % 95 nin müslüman olduğu ülkemizde kazanımlarımızı ortadan kaldıracak eylemlerde bulunmak Milli Kurtuluş Savaşımızda mücadele veren  ve bu uğurda şehit düşünlerimizin aziz hatıraları huzurundada ihanet vesikasıdır. Toplum hassasiyetlerine saygı göstermek , bütünlüğümüze zarar verecek davranışlardan kaçınmak , halkımızı kin ve nefrete sevk etmemek kanunlarımızın belli maddelerinde belirtildiği gibi T.C. vatandaşı olarak birinci görevimiz.

Çağdaş medeni dünya’da yaşamak isteyen  ve ülkemizde bunun sağlayıcısı olan kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine , mirası olan onunla anılacak her konuya , zarar verecek  bu fasoncuların eylemlerine artık bir son vermesi gerekmektedir.Kadınlarımızın ve kızlarımızın  iffeti ve namusu bu kişilerin ağzına sakız olmamalı. Bu fasoncuların kendilerine yakın çevrelerin simgeleştirdikleri görsellikteki temsilcilerinin hal ve hareketlerini  TV ‘lerin İzdivaç programlarında üzüntü ile izlemekteyiz.

Bir Yanıt “İçimizdeki fasoncular”

  1. [...] dolayı sömürgeci empeyalist işgalciler savaş meydanlarında başa çıkamadıklar ulumuzu İçimizdeki fasoncular başlığındaki yazımda niteklerini  belirttiğim kişiler vasıtası ile ülkemizi bölmenin [...]

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>