Ödül uğruna
Yazan: penceretencere 3 Eylül 2008
Siyasi çevrelerce toplumsal ayrım yapmak için gündeme getirilmiş olan alt kimlik , üst kimlik tartışmaları ulusal bütünlüğümüzün temelini sarsmaya sebebiyet vermektedir. Yerleştiği coğrafyaları Türklüğün şanına yakışır mücadeleler ile kazanan atalarımız en eski kavimlerinden bugüne kadar yüzyıllarca özgür ve bağımsız yaşamıştır.Enson emperyalist işgalcilerin sömürgesi olmamak uğruna özgürlük ve bağımsızlık mücadele vermiş Cumhuriyetini kurmuştur.Sömürge ve esareti red eden bir millet olma isteğimiz bağımsızlığımızın nişanesi ve milli marşımız olan İstiklâl Marşımızda da ifade olmaktadır.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Ulusumuzun bütününü oluşturan her bireyimiz bu duygu ve düşünceleri benimsiyor korunması için her dönemde uyanık olması gerektiğini bilmektedir. Boşuna değil yazımda bir kısmını belirttiğim sebeplerden dolayı sömürgeci empeyalist işgalciler savaş meydanlarında başa çıkamadıklar ulumuzu İçimizdeki fasoncular başlığındaki yazımda niteklerini belirttiğim kişiler vasıtası ile ülkemizi bölmenin hesaplarını yapmaktadırlar.
- Yurt
- İman ve ibadet
- Bayrak
- Özgürlük ve Bağımsızlık
- Atatürk ve devrimleri
- Şeref
- Namus
- Ahd-ı vefa
- Gelenek ve görenekler
- Şehitlerimizin mirası
Belirtmiş olduğum kavramlara eklenecek çok şey olmakla beraber değeri ve sırası farklı bakış açılarında değişkenlik göstersede birlik ve beraberliğimizin yapı taşlarını teşkil etmektedir. Osmanlı’dan kalan iyi yada kötü bir çok miras var , Cumhuriyetmizin kurucu ruhu bu mirası red etmemiş iyisi ve kötüsü ile kabul etmiştir. Günümüzde de bu miraslar gerek ülke genelinde gerekse uluslararası çevrelerce gündeme getirilmekte ulusal birliğimizin ayarı yapılmak istenilmektedir. Osmanlı’nın son dönemlerinde Anadolu yöresinde katliamlar yapan , yağmalayan , ırza geçen toplulukların eylemlerine son vermek için ülkeden tehciri esnasında Türklerin yaptığı iddia edilen yalanlarla süslenmiş sözde soykırım konusu temcit pilavı gibi ısıtılarak ulusal itibarımız yok edilmeye çalışılmaktadır.
Bu yalanı ortaya atanlar tarafından , gerçek olduğunu içimizden birilerinin söylemesi için verilen teşvikleri almak için can atan kişilerin olduğunu ve o kişilerin nemalandığını görmek her Türk evladına acı vermektedir. Ulusal mirasımızı red edip iddia edilen bu sözde soykırım yalanının olduğunu söyleyip ödüllendirilerek dünya gündemine gelen yazdıkları daha çok satılsın diye ruhunu satan ve aramızda yaşayan birisi olduğunu hepimiz bilmekteyiz.
Türk milleti yaşadığı her dönem barışcıl duygular ile bağımsızlığı için yaşamıştır bu gerçeği kimse kirletemez yok sayamaz. Ülkemizin arşivleri ve tarihcileri var bunu iddia eden topluluğunda tarihcileri var gerçekleri ortaya çıkaracak araştırmaların yapılması yerine yalanlar üzerine kurdukları konuları gerçekmiş gibi yansıtmaktadırlar. Gerçeklerle yüzleşmek istemedikleri , yalanlarının ortaya çıkacağını bildikleri için , içimizden seçtiklerini maşa olarak kullanmak istemektedirler.
Maşa olarak kullanılan bu kişi cinsel konuları ele alan kitabınının yurtiçindeki satışlarından duyduğu kaygıdan olsa gerek nemalandığı ödül vasıtası ile umudunu yurtdışındaki satışlara bağlamış gibi görünüyor. Türk milletine vermediği değeri , özellikle yabancı menşei basın kuruluşlarına verdiği beyanatlar ile kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk ve onun mirasına sahip çıkan kişiler hakkında saçma sapan beyanatlar ile göstermektedir. Ulusal basın önüne çıkma cesaretini gösteremeyen bu kişi bir Ödül uğruna ulus devlet olarak milli varlığımıza zarar vermiştir. Bu veya buna benzer kişilerin yaptıkları eylemlerin önüne geçmek için Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün Bursa nutkunu hatırlatmayı Türk ulusunun bağımsızlığına inanan birey olarak hatırlatmak isterim.
Dikkatinizi çektiği üzere sürekli milli birlik ve beraberlik unsurlarını dile getirerek Milli mücadelemizin önemine ve ülkemizde 1950 sonrasında ekonomik sosyal yok oluş süreci ile vatandaşlarımız üzerinde yarattığı hezeyana vurgu yapmaktayım.Bazı okuyucularımda kelimeler ve satırlar arasında kısır döngü içine girdiğim , sürekli kendimi tekrarladığım kanaatini yaratıyor olabilir. Okuyanlar üzerinde kin , nefret ve şiddet duygusu uyandırmadan esasları yasalarla tesbit edilmiş olan ifade özgürlüğümü kullanmaya çalışmaktayım.