Bu ne yaman çelişki
Yazan: penceretencere 6 Eylül 2008
Avrupa Ekonomi Topluluğu (A.E.T) 1957 de Belçika , Fransa , Hollanda , Lüksemburg, , Batı Almanya , İtalya 6 bağımsız Avrupa devletinden teşkil olarak kurulan topluluğa kurulduktan sonra 1959 Temmuz ayında tam üye olmak için başvuran ülkemiz.2008 Eylül’ünde hala üye olmayı beklemektektedir.İlk başvurusu ülkemizin kalkınma seviyesi tam üyelik niteliklerine uymadığı gerekçesi ile rededilmiş.Tam üye olabilmenin yolunu açabilmek için kurucu devletler ile 12 Eylül 1963 de Ankara Anlaşması imzalanmıştır. 1 Aralık 1964 yılında yürürlüğe girmiş o tarihten bu güne Türkiye kızağa çekilmiş bir şekilde beklemektedir. AB uzmanı gibi değerlendirmeler yaparak bilgi birikiminizi denemek istemediğim için kısa kısa değineceğim. AET topluluğunun adı 1992 yılından sonra Avrupa Birliği (A.B ) olarak anılmaya başlamıştır.
Kurucu devletlerın 1973 Birinci büyüme kararları ile Danimarka , Birleşik Krallık ( İngiltere ) , İrlanda , 1981 İkinci Büyüme Yunanistan , 1986 üçüncü büyüme Portekiz , İspanya , 1995 dördüncü büyüme Avusturya , Finlandiya , İsveç , 2004 Beşinci büyüme Çek Cumhuriyeti , Estonya , Kıbrıs , Letonya , Litvanya , Macaristan , Malta , Polonya , Slovakya , Slovenya , en son 2007 yılında Romanya , Bulgaristan ‘ın katılımı ile Altıncı büyümesi‘ni gerçekleştirmiş üye sayısı 27 olmuştur. 1957 ilk başvurusu ve 1963 imzaladığı Ankara anlaşması elinde ülkemiz hala Hırvatistan ve Makedonya ile aday statüsünde beklemede üye olacağada pek benzemiyor.
Kuruluş amacı ekonomik , sosyal , kültürel ,ülkeler arası serbest dolaşım ve ticaret alanında paylaşım yapmak ülkelerin ekonomik kalkınmalarına pazar oluşturmak olan üye ülkelerin birlik içinde gelişimine katkı sağlamaktır. Ancak politik stratejiler üreterek bu amacından uzaklaşmış birleşik devletler statüsü adı altında dünyada güç dengesi olabilmenin uğraşısı içine girmiştir . Birliğin amacı ; ucuz işgücü yaratmak , üye devletlerin veya üye olacak devletlerin ekonomik varlıklarını sömürmeye , yok etmeye dönük eylemler haline gelmiştir. Ekonomik sömürüye maruz kalan devletlerin ulusal bağımsızlık mekanizmalarını yok etmek olmuştur.
Avrupa Birliğine giren yada aday ülkelerde ilk gözlemlenen olumsuz unsurlar ; düşen yaşam standartları , işsizlik , yükselen milliyetçilik değerleri karşısında artan ırkçılık , üstün ırk politikaları , yabancı düşmanlığı , dini ve kültürel sömürü , toprak reformu adı altında parsel parsel satın alınarak yapılan toprak işgali , koyduğu kriterler ile siyasal baskı olmuştur.Aday ülke olarak kapısında beklediğimiz AB yüce kurucumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün işaret ettiği modern ve çağdaş ülke olmanın normlarını taşımayan bütünü ile aldatmaca içerikleri olan bir birliktir.İspatımı ; paragraf başında yapmış olduğum tesbitlerin hangisini yok böyle bir şey diyebiliriz. Ülkemizde ve üye olan ülkelerin hepsinde bu durumlar gözlenmekte birebir yaşanmaktadır.Aksini iddia edenler ise pembe gözlüklerini çıkarmalılar öyle bakmamalılar olaylara tabiki bu durumdan çıkarları yok ise….
Emperyalist söylemlerle geçmişte emperyalistleştiremedikleri ülkemizi Global dünya yalanı ile emperyalistleştirilmeye çalışımaktadır ülkemiz ve dünya ülkeleri bu duruma göz yumuyor ve hatta bu emellerin gerçekleşmesi için çanak tutuyorlar.Bu gözlem sadece günümüz siyasetinin değil 1959 dan bu güne bu ülkeye iktidar olan siyası yapılanmanın eseridir tek fark ise son yıllarda artarak devam ettirmeleridir.
Avrupa Birliği konusunda herkes bir şeyle söylemektedir , bir tane idareci ortaya çıkıp gerçek amacın ne olduğuna dair bir açıklama yapmamıştır.Her geçen gün politik gündemlere göre kriter koyan AB politikaları ülkemizi ve halkımızı içten içe sömürmekte askeri , ekonomik , sosyal , kültürel anlanlarda yok etmektedir. İçinde bulunduğumuz süreçte her aday ülkeye göre farklı politik tutum içinde olan birlik , aday ülkelerinde içinde olduğu serbest dolaşım hakkını bize tanımamış ülkemizi , sefere soktuğu ülkeler arası serbest dolaşım hakkı sağlayan Avrupa Treninde yok saymıştır. Sorulduğunda ise gerekçe olarak talep etmediniz cevabı verilmektedir.Bir süreç var ise bu süreç kural ve kriterler ile belirleniyorsa talep etmenin ne anlamı var amacınız serbest dolaşmak değilmi yoksa başka birşeymi anlayamadık. Kendinize serbest bize talep Bu ne yaman çelişki dedirttiyor insana birşey ya vardır yada yoktur kendinizi niye ebeliyor bizi neden oyalıyorsunuz.
İnsan soramadan geçemiyor yahuu bu iş herkes için eşit değilmi kriter koyuyorsunuz alıyorsunuz , öyle olsun , böyle olsun diyorsunuz gerçekleşiyor daha ne yapsın bu ülkemiz ve iktidarı. Vallahi sizin için maymuna döndük iyisi size kötüsü bize çifte standart olmaz. Bizimle uğraşacağınıza ülkelerinizde yaşayan halkın refahını ve yaşam standartlarını gözden geçirin aklımıza söküğünü dikemeyen terzi hikayesini getiriyorsunuz.
Bu işi bilen birilerinin halkın karşısına çıkıp artıları eksileri şudur diye anlatması gerekiyor milli menfaatlerimizi karşılyormu , karşılamıyormu , neden karşılamıyor , ne getiriyor , ne götürüyor , ulusal ve ekonomik bağımsızlığımızı tehditmi ediyor yoksa pekiştiriyormu , kamplara ayrılmış olan yurttaşlarımızı yurt bütünlüğünde bir araya getiriyormu yoksa iyice kamplaramı ayırıyor anlatması gerekiyor.Aksi takdirde ben ve benim gibiler okudukları ile yanılıyor, yazdıkları ile yanıltıyor olabilir.Bu durumları dile getirmemdeki temel amaç ise sorumlu bir vatandaş olarak sorumlu hareket etmemden kaynaklanmaktadır.Bu ne yaman çelişki dememek için her alanda gardımızı almamız gereğinin bir tezahürü olarak değerlendirilmesi dileği ile…..